Yoga ile az çok teması olanların aşina olduğu bir terim Ahimsa , türkçeye şiddetsizlik veya zarar vermemek olarak tercüme edilebilir. Yoganın sekiz aşamasından biri olan Yama’ların ilkidir Ahimsa, bir çeşit kişisel yol gösterici ilke olarak düşünebilirsiniz yama’ları. Çok kısaca bahsetmek gerekirse, diğerleri Satya (dürüstlük), Asteya (çalmamak), Brahmacharya (ölçülü olmak) ve Aparigraha (açgözlü olmamak)tır. Gelelim bugünkü yazımızın konusu Ahimsa’ya..

Hamile yogası eğitimine başlamadan önce hazırlık olarak, bu kavramları araştırmamızı ve hamile ve bebek için uyarlamamızı istemişlerdi. Daha o zamandan bu ilkelerle ilgili bir yazı yazmak vardı aklımda.

Ahimsa, başka bir canlıya zarar vermemek veya zarar verebilecek her türlü düşünce ve davranıştan uzak durmak anlamına geliyor. İnsanlara, hayvanlara ve doğaya zarar vermemek bence insan olmanın temeli. Ama zarar vermemek derken buna kişinin kendisi de dahil etmemiz gerekiyor. Belki de şu hayatta en fazla kendimize yükleniyoruz, en çok kendimizi hırpalıyoruz.

Hamilelikte değişen hormonlarla birlikte daha hassas bir ruh haline girildiğinden bahsetmiştik. Bebekle ilgili endişeler, onun için en iyisini yapma çabası bazen yorucu ve yıpratıcı olabiliyor. Eğer hamileyseniz ve bu yazıyı buraya kadar okuduysanız biraz durup düşünün: Çevrenizden duyduklarınız, yaşanmış öyküler, okuduğunuz yazılar sizi nasıl etkiliyor? Kendinizi yetersiz, eksik hissediyor musunuz? Eğer öyleyse, derin bir nefes alın ve kendinizi zorlamaktan vazgeçin.

Hamilelik bir kadının hayatında yaşayabileceği en mucizevi olaylardan biri. Bu dönemde ihtiyacınız olan herşey sizde var, tek ihtiyacınız olan iç sesinizi dinlemek ve kendinize iyi davranmak.

Özellikle hamileliğin ilk aylarında günlük tempoyu biraz yavaşlatmak  ve bedendeki değişiklikleri anlamaya çalışmak gerekiyor. İçinizde bir canlının şekillenmeye başladığı bu dönemde daha az fiziksel aktivite, daha çok temiz hava ve sakin nefesler hem size, hem de bebeğinize iyi gelecektir. 5. aydan itibaren bedeni esnetecek, nefesi rahatlatacak, bedendeki kan akışını sağlayıp ödemleri azaltacak hareketleri öneriyorum. Bu dönemde hamile yogasını hayatınıza sokmak iyi bir fikir olabilir. Bebeğinizle dünyada sizden başka kimsenin bilmediği içten bir bağ kurmak ve onun keyfini sürmek bu dönemde her şeyden daha önemli.

Hamilelikle ilgili karşılaştığım durumlardan belki de beni en çok şaşırtanı kadınların hamilelik döneminde formlarını  koruma telaşları, sanki hamile değilmiş gibi hayatlarına devam etmeleri. Tabi ki hayattan kopup, eve kapanmayı, başka hiçbir şey yapmamayı savunmuyorum ama bebek yokmuş gibi davranmak veya nasıl davranırsanız davranın bebeğin etkilenmeyeceğini düşünmek bana çok yanlış geliyor. Sağlıklı beslenmek, bedenin ihtiyaç duyduğu kalori ve mineralleri almak sağlıklı bir hamilelik için gerekli. Beslenme kadar önemli olan bir konu da hayatımızdaki stres seviyesi. Sizin yaşadığınız stres ve gerginliğin tetiklediği hormonlar kan dolaşımı ile bebeğe de gider ve onun gelişimini olumsuz etkiler*. Belki çevremizdeki olayları, insanları değiştiremeyiz ama bizi geren ve mutsuz eden olaylardan uzak kalmaya çalışmak elimizde.

Hamilelikte ahimsa bedenin sınırlarını tanımayı ve onlara saygı duymayı gerektiriyor. Yorgun hissediyorsanız dinlenin, mümkün oldukça doğada zaman geçirin, temiz havada yürüyüşler yapın. Günlük rutininizi size ve bebeğinize en iyi gelecek şekilde düzenleyin. Unutmayın, eğer siz iyi hissederseniz, bebeğiniz de iyi hisseder.:)

Selen , Mayıs 2016.

* Bu konuyla ilgili birçok araştırma sonucu var.  Örnek olarak: http://www.sciencedaily.com/releases/2013/04/130407090835.htm